26 Ağustos 2012 Pazar

Sessizliğin gürültüsü

 
 
 
 
kimseler anlayamayacak,
 
 
ben anlatmadıktan sonra…



{ Gece Senfonisi- Çığlıklar }

Tek Bir Neden.......


Seni sevmek için senin gibi çok nedenim yok benim...
 
Ne bileyim gözlerin değil mesela,
 
Dudakların hiç değil.
 
Saçlarının rengi ilgimi çekmiyor.
 
Yada beyaz tenin, evet bunların hiç biri nedenim değil.





Ve benim tek bir nedenim var
 
Ve bu bütün benliğimi
sarmaya yetiyor.
 
Ben seni istiyorum...
 
Evet tek nedenim bu.
 
 
 
 

Ben gözlerini bana buğulu
baktığında seviyorum
 
Ve her sabahın ilk ışıklarıyla
gözlerini açtığında,
 
Baktığın ilk şey gözlerim
olsun istiyorum...
 
 
 
 
 
 
 
Sen konuşurken dudaklarını izlemeyi seviyorum
 
Çünkü dudaklarının ismimi söylemesini istiyorum...
 
 
 
 
 
 

Uyandığımda beynimi uyuşturan o kokuyu seviyorum
 
Çünkü ben yüzümdeki saçlarının arasından nefes almayı istiyorum
 
 
 
 
 
 
 
 
Ben her gece beyaz bir uykuya
dalmayı seviyorum
 
Çünkü tenine sarılıp
uyumayı istiyorum...
 
 
 
 
 
 
 

Ben zamanın su gibi
akmasını seviyorum
 
Çünkü sana geldiğimde her defasında
yüreğimin deli gibi
atmasını istiyorum...
 
 
 
 
 
 
Ben hep üşümeyi seviyorum
 
Çünkü benliğimi varlığınla
örtmeyi istiyorum...







Ben çok şeyi seviyorum, bir çok şeyi

Aslına bakarsan her şeyi seviyorum

Ama ben tek bir şey istiyorum

Seni….




Bunları sevmeme tek neden sensin…

Ve ben her şeyi sevmek,

Ve bir tek seni istiyorum…


Mehmet fatih Cebeci / / En Gurbetime { Mayıs 2012 }


 







25 Ağustos 2012 Cumartesi

Faydası yok…


 


Ne acı…

Belkide bu yüzden salonumda onlarca çiçeğin oluşu. Belkide bu yüzden onlarla daha çok vakit geçirmek isteyişim. Belkide canımın uzaklarda olduğunu bildiğim için onları CAN diye sevişim.

 
Özlemenin çaresi yok derler hani. Evet yok, ne bir çare, ne bir neden, nede bir çıkar yol. Cinayet işlersin ömür boyu hapis yatarsın. Seversin ve bir ömür özlersin hepsi bu.
 


Faydası yok…
 
 
 
 
[ Mehmet Fatih CEBECİ ]
 
 


11 Ağustos 2012 Cumartesi

Biraz sabır iyi gelecek.....





Derin derin nefes almak iyi geliyor bazen insana. Hani o en sıkıldığımız, en bunaldığımız anlarda. Belkide içimizdeki alevi körüklüyoruzdur kim bilir...  Ama yinede sakinleşmek iyi geliyor insana. Elbet herkes isterdi hayatın demiryolu gibi düz, inişsiz çıkışsız olmasını. Ama şükür ki insanız ve şu hayatta daha ineceğimiz çok yol, çıkacağımız çok yokuş var vede olacak. Belkide hayatın anlamı bunların içinde. Her bir mücadelemizde, her bir acımızda kendimize o kadar çok şey katıyoruz ki tabi bunu bir zaman sonra yada yıllar sonra anlıyoruz.

Yolumuza çıkan taşların aslında bizim onları alıp yerlerine koymamızı beklediklerini, sabrımızı sınayan insanların aslında karakterlerimize çok büyük katkıda bulunduklarını, en dayanılmaz anlarımızda susup gözyaşlarına boğuldumuzda aslında her bir gözyaşının zafer kazanan bir insanın gözyaşları olduğunu çok sonraları öğreniyoruz. Evet bunları öğreniyoruz ve bunları öğrenmek içinde bir sabır gösteriyoruz.

Aslına bakarsanız her bir suskunluk ayrı bir fırtınalara davatiye çıkartıyor içimizde. Ayrı cepheler açıyor yüreğimizde bu dünyayla girdiğimiz savaşta. Dünya diyorum. Dünya denilen bir ordu. Havası bir asker, yolu bir asker, gecesi gündüzü birer asker, insanları birer asker. Ve biz bu ordunun her bir askeriyle ayrı ayrı mücadele ediyoruz. Ayrı zamanlarda ayrı cephelerde ayrı savaşlarda değil ne yazıkki. Aynı zamanlarda, aynı cephelerde bir çok savaş veriyoruz.

Ama her seferinde şiddetli geçen gecelerin sonunda gözümüzü açtığımızda o güneşin ışıkları gözbebeklerimizden içeri girdiğinde o zaman anlıyoruz mutluluğu. Sabrın, zorunlu sessizliğin neler getirdiğini. Ve şunu anlıyoruz her seferinde hiç bir bahçe hazır alınmaz. Önce tohumlar ekilir, sonra sulanır. Ve en önemliside sabırla beklenir. Ve o beklemenin ardından onlarca çiçeğin içinde dolaşırız. Sabır bazen her şeydir. Zaman olur bir çiçek olur, zaman olur bir bebek ağlaması, zaman olur bir Sevgili olur.



{ mehmet fatih cebeci } 


3 Ağustos 2012 Cuma

Bazen...




Şimdi arasa beni /gecenin bir vakti/ " nerdesin sen, sesini duymadan kaç saatim geçti haberin varmı " diye çıkışırım sanırım. sonra susarım, yalnızlığımdanda daha sessiz bir hale bürünürüm herhalde. aslında konuşmasınada gerek yok. nefes alışının sesi bile kanımı dondurmaya yetiyor. "özledim" derim sonra. gözlerim buğulaşır. yıllar bazı şeyleri unutmaya sebebtir aslında. lakin bu bende böyle olmuyor. onsuz geçen her günün sabahında içime bir " SeN " doğuyor. ve ben her sabaha içimde artı bir " SeN " ile uyanıyorum. o kadar çok çoğalıyorsun ki içimde, yürürken bazen kamburlaşır gibi oluyorum. aslına bakarsan ben her seferinde sana kapanıyorum...





Şimdi arasa beni /gecenin bir vakti/ susarım sanırım. yokluğunda onsuzluğu dinledim yıllarca. varlığında sessizliğini dinlemek sanırım büyük bir mutluluk olurdu bana. her bir anında " O " olan saniyeler, dakikalar ve de saatler...








Şimdi arasa beni / gecenin bir vakti / belkide aramasınada gerek yok. aklının bir ucunda, zamanının en küçük biriminde yani bir anında beni düşünse bu bile bana yeter.





Şimdi sen varsınya, karşımdasın ya...  işte sen yıllarımın beklemesisin...





M.F.C. // en gurbetime...